Sayfalar


ULUSAL İLETİŞİM AĞI

9 Eylül 2010 Perşembe

Çocuk Hakları İhlallerinin Çözümü Ne Zaman?

02 Nisan 2007


Son yıllarda artık bir çok yerde gündeme gelen çocuk hakları ihlallerinin sayısının yanı sıra  farklı boyutlarda yeni ihlallerin de arttığı gözlenmektedir. Çocuk haklarının dört temel prensibi olan koruma, yaşatma, geliştirme ve katılımın ne denli uygulanabildiği çocuk haklarının ne düzeyde olduğunu göstermektedir. 
Bakıldığında şiddetin ilk sırada geldiğini ya da günlük yaşamda bizi en çok etkileyen faktör olduğu söylenebilir. Yani koruma boyutunda büyük sıkıntılar da vardır. Ama geliştirme açısından eğitimin özellikle de kız çocukların eğitimi ve fırsat eşitliğinin uygulanmadığı görülmektedir. Geliştirme ve katılım açısından da sınıfı geçtiğimiz söylenemez.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kurulmuş olan Okullardaki Şiddeti Araştırma Komisyonunun yaptığı çalışmalar bir çok özelliği gösterdi. Komisyonun İstanbul'da yaptığı incelemeler, kentteki bazı semtlerin geçimini tamamen uyuşturucudan kazandığını ortaya koydu. Özellikle göç eden vatandaşların bulunduğu yerlerdeki okulların çevresinde   uyuşturucu satıcılarının yoğun olarak bulunduğu görülmektedir. Yani uyuşturucu satışı  artık yaygın ve çok önemli bir problem haline gelmiş durumdadır. Halbuki bundan çok yakın zaman önce bu problemin yoğun yaşandığı Amerika’da ki durum bize çok uzak gelirdi. Ama bugün yakınımızda ve evimize kadar girmiş olan uyuşturucu problemine yönelik halen yapılanların çok yetersiz olduğunu söylemek gerekiyor.
Bu arada komisyonlar kurarak incelemeye çalışılan okullarda şiddet konusunda Milli Eğitim Bakanlığının bir araştırma izni için yolladığı cevap “Bu konuda yapılacak araştırma çocukların ilgisini bu konu üzerine yoğunlaştıracağından uygun görülmemiştir.” Bu cevaptan devam ederek bakanlık olaya araştırma gerekiyorsa onu da ben yaparım anlayışındadır. Ama bakıldığında her gün eklenerek artan olaylar devam etmektedir. Maalesef de artan olayların sayısından çok  kullanılan şiddetin dozu olmaktadır.
Türkiye yüzölçümü büyük ve refah dağılımının dengesiz olduğu bir ülke olduğu için birçok konuda batıda daha iyi rakamlar ancak doğuda kötü rakamlarla karşılaşıyoruz. İstanbul metropol olmasına karşın bakıldığında burada da kötü bir tablonun olduğu görülmektedir. Örneğin kentte öğretmen açığının çok yüksek olduğu görülmektedir. 400 okul, dokuz bin derslik ve 17-18 bin öğretmen ihtiyacı olduğu görülmektedir. Bir çok okulun fiziksel   koşullarının yetersiz olduğu, öğrencilerin spor yapabilecekleri alanların ise çok sınırlı olduğu görülmektedir.
Çocuk pornosu konusunda 3 ay önce alevlenen kamuoyu neredeyse bu konuyu unuttu. O günlerde çok tartışılan internet kafeleri bugün konuşulmuyor. Halbuki internet kafelerinin   tüm denetimlere rağmen yasalara uygun çalışmadığı görülmektedir. Sigara yasağı, 12 yaşından küçük çocukların alınmaması gibi kuralların hiç uygulanmadığının da altını çizmek gerekmektedir. Ayrıca porno sitelerine girişi engelleyen filtre sisteminin de kullanılmaması da bir başka önemli boyuttur.
Suça itilen çocuklar konusuna baktığımızda ise görevini yapmayan kurumlar denildiğinde belki de ilk sırada sayılması gereken Adalet Bakanlığının hiç bir uygulamada pozitif bir yaklaşımdan bahsedemediğimizi söylemek gerekiyor. İstanbul’da rakamlara baktığımızda Bayrampaşa Cezaevi'nde 634 hükümlü ve tutuklu çocuk bulunmaktadır. Bunların 273'ü 18 yaşında, 197'si 17, 91'i 16, 61'i 15, yedisi 14, dördü 13 ve biri de sekiz yaşındadır. Çocukların 287'si yağma, 88'i hırsızlık, 50'si uyuşturucu, 69'u gasp, 62'si adam öldürme, 36'sı cinsel suç, 34'ü yaralama ve sekizi de terör suçlusudur. Ama her ilde olması gereken rehabilitasyon merkezlerinin yerine sadece Bayrampaşa’dan bahsetmemiz onun da rehabilitasyon merkezi değil sadece çocuk ve kadınlara özel yer ayrılmış cezaevi olması düşündürücüdür. Adalet Bakanlığını ilk sıraya koyarken polisin yakalayıp sonra serbest bırakmak zorunda kaldığı  çocuklar için hala bir şey yapılmamış olması çocukları da hedef tahtasına toplum tarafından yerleşmiş olması sonucunu getirmektedir. 
Çocuk hakları ihlalleri için daha bir çok şey sayabiliriz. Ama siyaseten hiçbir partinin ve yöneticisinin gündemine halen çocuk haklarının girmemesi çok düşündürücüdür. Evet komisyonlar kuruluyor ama Adalet başta olmak üzere İçişleri, Milli Eğitim ve Devlet  Bakanlıklarının halen çocuk konularına yan konu olarak yaklaşması ve genç, deneyimsiz elemanlarının görevlendirilmesi devam etmektedir.
Bugün hala uğraşılırsa çözüm bulma umudu taşıyan çocuk hakları ihlallerinin yakın gelecekte  bu noktayı geçmiş olarak karşımıza çıkacağını anlamak için konunun uzmanı olmak gerekmiyor. Bu yüzden çözümlerin sadece sert tedbirlerde olmadığını ve toplumun eğitiminin göz ardı edildiğinde şansımızın kalmayacağını bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Hiç yorum yok: